6 dakika
Yeni bir hobi edinmek istiyorum: nereden başlamalı?
Yeni bir hobi için doğru olanı bulmayı beklemen gerekmiyor. Biraz zorlayan ama elinden gelen bir uğraş, boş saatlerin nasıl geçtiğini değiştirebilir.

Belki dolabın üst rafında iki yıl önce aldığın, jelatini hiç açılmamış bir suluboya kutusu var. Yeni bir hobiye başlamak için o kutunun doğru seçim olup olmadığını bilmen gerekmiyor. Biraz zorlayan ama elinden gelecek kadar bir uğraşı, akşam ekran başında geçen saatlerden birine koyarak başlayabilirsin. Chicago'da çalışan yetişkinlerle yapılan bir araştırmada insanlar, zorlukla becerinin birlikte yükseldiği anlarda kendini daha güçlü ve daha yaratıcı hissetti. Bu anlara iş başında, boş zamandakinden çok daha sık rastladılar.
Boş zaman neden çoğu zaman boş geçiyor?
Chicago'da beş büyük şirketin çalışanları arasından seçilen gönüllüler, bir hafta boyunca doktorlarınkine benzer birer çağrı cihazı taşıdı. Cihaz günde yedi kez, sabahtan geç saate kadar rastgele anlarda ötüyordu ve her ötüşte yanlarındaki kitapçıktan bir sayfa doldurmaları gerekiyordu. O an ne yaptıklarını yazıyor, işin ne kadar zor olduğunu ve kendilerinin o işte ne kadar iyi olduğunu on basamaklı bir ölçekte işaretliyorlardı. Hafta bitince yapılan görüşmede çalışanların yüzde 90'ı, kitapçığın haftalarını iyi yansıttığını söyledi.
Psikologlar Mihaly Csikszentmihalyi ile Judith LeFevre, 1989'da yayımladıkları makalede bu kitapçıklardan 78 kişinin cevaplarını inceledi. Zorluk da beceri de kişinin kendi haftalık ortalamasının üstündeyse o anı akış saydılar. Csikszentmihalyi, insanın bir işe kendini kaptırdığı bu hâle daha önceki çalışmalarında akış adını vermişti.
Sonuç beklenenin tersine çıktı. Akış anları iş başında zamanın yüzde 54'ünü, boş zamanda ise yalnız yüzde 17'sini tutuyordu. Boş zamanın en büyük payını televizyon alıyordu, onu sohbet ve okuma izliyordu.
Kitapçık her ötüşte "Başka bir şey yapıyor olmayı ister miydin?" diye de soruyordu. Akış anlarının çoğunu iş başında yaşadıkları hâlde insanlar bu isteği en güçlü orada duydu. Yazarlara göre insanlar ne istediğine karar verirken o anki hislerinden çok, yaptıkları şeyin iş mi boş zaman mı sayıldığına bakıyordu.
Boş zamanda akışı en çok ne getiriyordu?
İş dışındaki saatlerde akışın en büyük kaynağı direksiyon başıydı, oysa yazarlar araba kullanmayı boş zaman etkinliği saymamıştı bile. Makalede bu bulgu için "şaşırtıcı" kelimesi geçiyor. İkinci sırada arkadaşlarla ve aileyle sohbet geliyordu.
Boş zamandaki akış anlarının yüzde 6 ile 9'u televizyon başında geçiyordu, akış olmayan anların ise yüzde 15 ile 25'i. Csikszentmihalyi benzer bir çelişkiyi daha önce gençlerde de görmüştü. Gençler spor ve oyunları televizyondan çok daha keyifli buluyor, ama televizyona neredeyse on kat fazla saat ayırıyordu.
Akla ilk gelen açıklama yorgunluk. Gün boyu çalışan insanın akşam bir şeye girişecek gücü kalmaz. Yazarlar bu açıklamaya, başka araştırmacıların geleneksel topluluklarda yaptığı gözlemlere dayanarak temkinli bir itiraz getiriyor. Bu gözlemlere göre Tayland'da ve Alplerdeki topluluklarda sabahtan akşama tarlada çalışan çiftçiler, boş vakitlerinde çoğu zaman evde kumaş dokuyor, oyma yapıyor, çalgı çalıyordu.
Csikszentmihalyi ile LeFevre daha olası bir açıklama öneriyor. İnsanlar, ne yapacakları önceden belli olmayan boş zamanda dikkatlerini bir şeye toplamakta zorlanıyor. Akşam kanepeden kalkamayan birinin sorunu tembellik olmayabilir. Önünde belli bir iş olmadığı için elindeki en kolay şeye uzanıyor, yani kumandaya.
Yeni hobi seçerken zorluk mu önemli, beceri mi?
Çalışma her anı dört durumdan birine koyuyordu ve ölçü yine kişinin kendi haftalık ortalamasıydı. Zorluk ortalamanın üstünde, beceri altındaysa o an kaygı sayılıyordu. Tersi olduğunda o anın adı can sıkıntısıydı. İkisinin birden ortalamanın altında kaldığı anlara yazarlar ilgisizlik diyordu. İnsanlar bu anlarda kendini işte de boş zamanda da kötü hissediyordu.
Gitarı eline yeni alan biri ilk akşam bütün bir şarkıyı çalmaya kalkarsa kaygıya düşer. Tek bir akoru temiz çıkarmaya uğraşmak ise zorlukla beceriyi yan yana tutar. Ertesi hafta o akor kolaylaşıp sıkmaya başladığında ikinci akorun zamanı gelmiştir. Yapbozda da aynı ölçü işler. İlk akşam bin parçalık kutuyu mu, yüz parçalığı mı açacağına bu dört durumu düşünerek karar verebilirsin.
Zorluk her seferinde biraz yükselirse beceri de onun peşinden gitmek zorunda kalıyor. Yeni bir şey öğrenme payı buradan doğuyor. Bir hobiyi aylarca sürdürmeyi sağlayan da belki bu öğrenme payı. İsteğin gelmesini beklemenin neden pek işe yaramadığı motivasyon üzerine yazıda var.
Tek bir hobi mi gerekir, birkaç küçük uğraş mı?
Pittsburgh'da dört ayrı araştırmaya katılmış 1.399 kişi aynı kısa listeyi doldurdu. En gençleri 19, en yaşlıları 89 yaşındaydı. Psikolog Sarah Pressman ve arkadaşlarının 2009'da yayımladığı bu listede on satır vardı. Bunlar arasında yalnız başına sessiz vakit geçirmek, kafa dinlemek, birilerini ziyaret etmek ve başkalarıyla yemek yemek vardı. Tatil, doğada vakit geçirmek ve spor da oradaydı. Hobi bu on satırdan yalnız biriydi.
Katılımcılar her satır için geçen ay bunu ne sıklıkla yapabildiklerini "hiç" ile "her gün" arasında işaretledi. "Bundan hoşlanmıyorum" cevabı da "hiç" gibi sıfır puan alıyordu.
Toplam puanı yüksek olanların tansiyonu ve kortizol düzeyi daha düşük, bel ölçüsü daha küçüktü. Bu kişiler kendini daha dinç ve hayatından daha memnun buluyordu, depresyon belirtileri de daha azdı. Bütün ölçümler aynı dönemde alındığı için yazarlar ters yönü de açık bırakıyor, sağlığı iyi olan insan bu etkinliklere daha kolay katılıyor olabilir. Listeyi en sık işaretleyenler de geliri ve eğitimi yüksek olanlardı.
Araştırmacılar satırlara tek tek de baktı. Hiçbir satır, toplam puan kadar çok ölçümle bağlantılı çıkmadı. Bu bulgu, hobi arayan birinin önce tek ve doğru uğraşı bulmak zorunda olmayabileceğini düşündürüyor. Haftada bir akşam kurulan resim masası listede bir satıra puan yazdırıyor, yemeğe çağrılan arkadaş ya da şehrin kenarındaki yürüyüş de başka satırlara.
Eczacılığı bırakan ressam
Bu yazının kapağındaki tabloyu 1850'lerde Münihli eski bir eczacı yaptı. Carl Spitzweg'in babası üç oğlunun da mesleğini önceden seçmişti. Büyük oğul ailenin ticaretini devralacak, Carl eczacı, en küçükleri Eduard hekim olacaktı. Sıkı bir babaydı, Carl'ın çizim yapmasını yasaklamaya bile çalıştı.
Carl sözünden çıkmadı. 1825'te Münih'te bir eczanede çıraklığa başladı, ardından üniversitede eczacılık, botanik ve kimya okuyup 1832'de eczacılık eğitimini bitirdi. Bir yıl sonra mesleği bıraktı. Bir hastalığın ardından kaplıcada dinlenirken kendini bütünüyle resme vermeye karar vermişti. Mirastan payına düşeni tam o sıralarda alması da kararı kolaylaştırdı.
Resmi kimseden öğrenmedi. İşe Flaman ustaların tablolarını kopyalayarak başladı. Kopyalayan biri konuyu ve düzeni ustaya bırakıp yalnız fırçayla uğraşabilir. Spitzweg'in kopyalamayı bu yüzden seçip seçmediği ise bilinmiyor. İlk işlerini hiciv dergilerine gönderdi ve 1835'te Münih Sanat Derneği'ne üye oldu.
Spitzweg'in arkasında bir miras vardı. Tablodaki yaşlı adamın uğraşı ise bahçedeki saksılarla, tek bir kırmızı çiçekle ve köşedeki sulama kabıyla yürüyor.
Bu akşam küçük bir ölçüm
Csikszentmihalyi'nin çağrı cihazının yerini bugün telefonun zamanlayıcısı tutabilir. Bu akşam ekran başına oturmadan önce zamanlayıcıyı yarım saate kurabilirsin. Çaldığında üç soruya aklından 1 ile 10 arasında puan vermen yeter. Yaptığın iş ne kadar zor? Sen o işte ne kadar iyisin? Şu an başka bir şey yapıyor olmayı ne kadar isterdin?
Başka bir akşam aynı yarım saati denemek istediğin uğraşa ayırıp zamanlayıcı çaldığında aynı üç soruyu sorabilirsin. Çalışmada bu sorular bir hafta boyunca günde yedi kez soruldu ve akış, kişinin o haftaki kendi ortalamasına göre hesaplandı. İki akşamlık ölçüm ise bu yazının kısaltması, bilimsel bir sınamadan geçmedi. Zorluk da beceri de ekran akşamındaki puanlardan yüksek çıktıysa, o yarım saat yazarların akış dediği yere yaklaşmış olabilir.
Üçüncü sorunun puanı iki akşamda da düşük çıkabilir. Çalışmadaki insanlar da akış yaşamadıkları boş zaman anlarında bile başka bir şey yapmayı kendi ortalamalarından az istiyordu.
Kaynaklar (3)
- Csikszentmihalyi, M. ve LeFevre, J. (1989). Optimal experience in work and leisure. Journal of Personality and Social Psychology, 56(5), 815-822. / . Sınırı: Chicago'da beş şirketten çalışmayı bitiren 107 kişi, ana analizde bunların 78'i; tek bir hafta. Akış tanımı geniş tutuldu (zorluk ve becerinin
- Pressman, S. D., Matthews, K. A., Cohen, S., Martire, L. M., Scheier, M., Baum, A. ve Schulz, R. (2009). Association of enjoyable leisure activities with psychological and physical well-being. Psychosomatic Medicine, 71(7), 725-732. / . Sınırı: kesitsel bir çalışma, sebep ile sonucu ayırmıyor. Katıl
- Carl Spitzweg. Wikipedia (İngilizce), "Life and career" bölümü. . Sınırı: ansiklopedi maddesi, ikincil kaynak. Kopyalamanın ne kazandırdığına dair cümle bu yazının yorumu. Tablonun adı ; tarihi kaynaklarda "1858 öncesi" ile "1856 dolayı" arasında değişiyor, bu yüzden metinde 1850'ler yazıldı
Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.
Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.
Sayı şu soruyla biter:
On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sıradaki yazı · 6 dakika
Akşam rutini nasıl olmalı? Günü kapatmanın sade hâli
Akşam rutini nasıl olmalı? İşi zihnen bırakmakla başlar. Almanya ve İsviçre'de bir haftalık günlük çalışması ve Cal Newport'un iş günü kapanışı.



