İçeriğe geç
ournition
Yazılar

5 dakika

Başladığım işi bitiremiyorum: orta kısım neden zor geliyor?

Başladığın işi bitiremiyorsan takıldığın yer ortası olabilir. Kahve kartı, kelime oyunu ve yolun yarısında düşen hevesi anlatan deneyler.

Joaquín Sorolla, Yelken Dikmek (1896). Çiçekli, gölgeli bir verandada büyük beyaz bir yelken yere serilmiş; güneş kumaşın kıvrımlarına benek benek vuruyor. Pembe bluzlu bir kadın ve yanındakiler yelkenin kenarını tutup dikiyor, geride oturan genç bir kadın başını eğmiş çalışıyor. Hasır şapkalı, kırmızı kuşaklı bir adam yelkenin ucunu tutuyor. Solda pembe ve kırmızı çiçekler, sağda mavi direkler, saksılar ve yeşil bir çit var; arkadaki açık kapıdan gökyüzü görünüyor.
Yelken Dikmek · Joaquín Sorolla · 1896

Columbia Üniversitesi kampüsündeki Café Cappuccino'da müşteriler her kahvede kartlarına bir damga alıyordu ve on damga dolunca sıradaki kahve bedavaydı. Ran Kivetz, Oleg Urminsky ve Yuhuang Zheng dolmuş 949 kartı inceledi. Müşteriler bedava kahveye yaklaştıkça kafeye daha sık gelmişti. Son iki kahve arasındaki bekleme, ilk iki kahve arasındakinden ortalama 0,7 gün, yaklaşık yüzde 20 kısaydı.

Başladığın işi bitiremiyorsan, kart hikâyenin yalnız son kısmını anlatıyor, takıldığın yer ise ortası olabilir. Andrea Bonezzi ve arkadaşları 2011'de yayımladıkları deneylerde tam bu ortaya baktı. İlk deneyde 126 üniversite öğrencisi dakikalar süren kelime oyunu oynadı ve oyunun başında da sonunda da ortasındakinden daha iyi sonuç aldı. Aylarca süren örgüye ya da yarım kalmış kursa bakan olmadı, dolayısıyla bu dakikalar senin aylarına ancak benzetilebilir. Araştırmacılara göre insan, yol boyunca ilerlemesini başka bir yerden ölçmeye başlıyor ve ortadaki düşüş bu kaymadan doğuyor.

Yolun ortasında heves neden düşüyor?

Bonezzi ve arkadaşları makalelerine 500 sayfalık okuma ödevi olan bir öğrenciyle başlıyor. Öğrenci ilerlemesini iki türlü sayabilir. Ya şimdiye kadar okuduğu sayfaları sayar ya da geriye kalanları.

Yazarlara göre insan işin başında okuduğunu sayıyor. Elli sayfa okumuş biri, bir sayfa daha okuyunca ilerlediğini hissediyor. İki yüz sayfadan sonra aynı sayfa küçülüyor. Sona yaklaşınca dikkat kalan sayfalara geçiyor ve elli sayfa kaldığında her sayfa, kalan yolun gözle görülür parçasını götürüyor.

Yazarlar bu fikri algı psikolojisindeki eski gözleme dayandırıyor. Küçük miktara eklenen fark hemen göze çarpıyor, büyük miktarda ise neredeyse görünmüyor. Yolun ortasında iki sayı da büyük. Okunan sayfalar da kalan sayfalar da çok olduğu için tek sayfa ikisinin içinde de kayboluyor.

Aynı hesap yarım kalan atkıya da uyuyor. Yüz sıralık atkının kırkı örülmüşse kırk birinci sıra örülen kısmı pek büyütmüyor. Kalan altmış sıraya bakınca da bitiş hâlâ çok uzak görünüyor.

İşe hiç başlayamamak ertelemeyi anlatan yazının konusu.

Fareler yemeğe yaklaştıkça hızlandı

Sondaki hızlanmanın keşfi çok daha eskiye gidiyor. Amerikalı psikolog Clark Hull 1932'de, labirentteki hayvanların hedefe yaklaştıkça "giderek daha hızlı" ilerleyeceğini öne sürdü. İki yıl sonra fareler için düz bir koşu yolu kurdu, yolu 1,8 metre kadarlık bölümlere ayırdı ve her bölümün geçiş süresini elektrik kontaklarıyla ölçtü. Fareler yemeğe yaklaştıkça daha hızlı koştu.

Kivetz ve arkadaşlarına göre 2006'ya kadar yayımlanmış hiçbir çalışma bu hızlanmayı insan davranışında açıkça göstermemişti. Onlar da bunu gerçek bir kafede, gerçek kahvelerle sınadı.

Kahve kartındaki on damga

Dolmuş kartlarda 10.000'e yakın kahve alımı kayıtlıydı. Bir kart ortalama 24,6 günde doldu, oysa müşteriler alımlarını ilk kahvelerindeki hızla sürdürseydi 29,4 gün geçecekti. İkinci kartı da dolduran müşterilerde ödülden sonra hız başa döndü. Eski kartın son kahveleri arasında iki gün kadar geçiyordu, yenisinin ilk kahveleri arasında üç gün kadar. Yeni kart doldukça bekleme yeniden kısaldı. Araştırmacılara göre bu desen, müşterilerin kahveye alışmasıyla açıklanamıyor.

Kartın biçimi de hızı etkiledi. Araştırmacılar kafeye gelen 108 müşteriye iki tür kartı rastgele dağıttı. Kimi on damgalık kart aldı, kimi de ilk iki damgası "hediye" diye önceden basılmış on iki damgalık kart. Bedava kahve için herkesin on kahve alması gerekiyordu. On damgalık kartı alanlar bunu ortalama 15,6 günde, hediye damgalı kartı alanlar 12,7 günde tamamladı. İşin miktarı aynıydı, yalnız yolun iki adımı baştan bitmiş görünüyordu.

Kelime oyununda beşinci kelime neden zor geldi?

Bonezzi'nin kelime oyununda öğrenciler, verilen kelimenin harflerinden yeni kelimeler türetiyordu. Makalenin örneğinde "manager" kelimesinden "gear" ve "range" çıkıyor. Her öğrenci dokuz kelimeyle ikişer dakika uğraştı ve puanı en yüksek yüzde onluk dilime girenler 50 dolar kazanabilirdi.

Araştırmacılar üç kelimenin yerini öğrenciden öğrenciye değiştirdi. Bu kelimeler kimi öğrencide ikinci, kimisinde beşinci, kimisinde sekizinci sıradaydı. Aynı kelime ikinci sıradayken öğrenciler ortalama 8,39 kelime buldu, sekizinci sıradayken 8,45. Beşincide bu sayı 7,13'e indi.

Yazarlar ortadaki düşüşü yorgunluğun da açıklayabileceğini kabul ediyor. Bu ihtimali ayırmak için ikinci deneyi kimseyi yormayan bir kararla kurdular. Başka bir çalışmanın sonunda 137 öğrenci 15 dolarlık ücretini zarfla aldı ve zarftaki not, 300 dolar toplamaya çalışan yardım projesini anlatıyordu. Notta hedefe ne kadar para kaldığını okuyanlar, toplama sona yaklaşmışken daha çok bağış bıraktı. Ne kadar toplandığını okuyanlar ise en çok, toplama yeni başlamışken bağışladı.

Üçüncü deney, dikkatin ne zaman biten işten kalan işe kaydığına baktı. 69 öğrenci dokuz kısa yazıda yazım hatası aradı ve her yazının üstünde ilerlemesini gösteren simge sırası gördü. Bir grupta dokuz simge baştan diziliydi ve her biten yazıda biri siliniyordu. Öbür grupta sıra boş başlıyor, her biten yazıda simge ekleniyordu. Üçüncü grup dokuz soluk simge gördü ve bunlardan yalnız o anda okuduğu yazınınki belirgindi.

Kalan simgeleri izleyen öğrenciler saniyede en çok hatayı sekizinci yazıda buldu. Biten simgeleri izleyenler en iyi başta çalıştı. Biten ya da kalan sayısını görmeyen grupta ise beşinci yazıdaki performans, ikinci ve sekizinci yazıdakinden düşük çıktı. Araştırmacılar üçüncü ve altıncı yazıdan sonra öğrencilere işin neresinde olduklarını sordu. Bu gruptakilerin yüzde 75'i dikkatini kalan yazılara kaydırmıştı.

Yapılanı mı saymalı, kalanı mı?

Bonezzi'nin deneylerine göre ortadaki çukur, ilerlemenin nereden sayıldığına bağlı. Kalanı izleyenlerin performansı yol boyunca arttı, biteni izleyenlerinki düştü ve çukur yalnız dikkati yolun yarısında biten işten kalan işe kayan grupta çıktı.

Szu-chi Huang, Liyin Jin ve Ying Zhang 2017'de alt hedeflere baktı. Spor, işletmeler hakkında yorum yazma ve ücretli iş üzerine yapılan dört deneyin özetine göre, işe yeni başlayan kişide küçük ara hedefler isteği artırıyor. Ara hedefler sona ulaşılabileceği hissini güçlendiriyor. İşi bitirmek üzere olan kişide ise büyük hedefe bakmak daha çok işe yarıyor, çünkü yapılan işi daha değerli gösteriyor.

Özet, işin ortasındaki kişiden söz etmiyor. Üç makale yan yana konunca yine de bir tahmin çıkıyor. Yarıya gelmiş biri büyük hedefe bakarsa bitişi hâlâ uzakta görür ve Bonezzi'nin çukurunda kalabilir. Kalan işin içinden yakın bir bitiş çizgisi seçen kişi ise, Bonezzi'nin sona yaklaşan öğrencisi gibi kalan birimleri sayabilir. Kivetz'in hediye damgaları da yolu gerçekte kısaltmadan kısa göstermişti.

Yarım işe yakın bir bitiş çizgisi

Denemek için elinde yarım duran tek iş yeter, yarısına geldiğin kitap ya da kırk sırası örülmüş atkı olabilir. Bu kez bütün iş sayılmıyor, yalnız sonraki doğal durağa kadar kalan kısım sayılıyor. Kitapta bu durak bölümün sonu, atkıda renk değişimi olabilir.

Kâğıda kalan her sayfa ya da sıra için küçük kutu çizilir. Biten her birimde kutulardan biri karalanır, tıpkı Bonezzi'nin deneyinde birer birer silinen simgeler gibi. Kutuların ortadaki düşüşü önleyip önlemediğine üç makaleden hiçbiri bakmadı. Kutuları çizmek birkaç dakika sürüyor ve son kutu karalanınca deneme de bitiyor. Kafedeki kart da biten ve kalan damgaları tek bakışta gösteriyordu.

Kapaktaki resimde de yarım iş var. Joaquín Sorolla Yelken Dikmek'i 1896'da yaptı. Tuval üç metreden biraz geniş ve beyaz yelken resmin alt yarısını baştan başa doldurup kıvrım kıvrım döşemede yatıyor. Pembe bluzlu kadın elindeki kenara eğilmiş, geride oturan genç kadın da başını eğip dikiyor. Hasır şapkalı adam yelkenin ucunu tutuyor. Öndekiler ellerindeki birkaç karışlık kenara bakıyor, yelkenin bütününe bakan yok. Ne kadarının dikildiği resimden anlaşılmıyor ve kumaş tablonun alt kenarından dışarı taşıyor.

Bitirememek kitapla, örgüyle sınırlı kalmayıp aylardır hayatının her alanını aksatıyorsa, bunu bir uzmanla konuşmaya değer.

Kaynaklar (5)

Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.

Örnek sayı: Boş bir duvara bakarak yürüyenler

Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.

Sayı şu soruyla biter:

On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sayının tamamını oku

Ücretsiz ve reklamsız. Her e-postanın altında ayrılma bağlantısı var.

J. M. W. Turner, Yağmur, Buhar ve Hız: Great Western Demiryolu (1844). Sisli, yağmurlu bir manzarada siyah bacalı bir lokomotif, kahverengi bir köprünün üstünden izleyiciye doğru geliyor; arkasındaki vagonlar puslu havada kayboluyor. Solda nehrin üstünde kemerli taş bir köprü, suda küçük bir kayık görünüyor. Gökyüzü beyaz, mavi ve sarı fırça darbeleriyle tablonun yarısından fazlasını kaplıyor.

Sıradaki yazı · 5 dakika

Eisenhower matrisi: acil olan neden önemli olanın önüne geçer?

Eisenhower matrisi işleri acil ve önemli diye dört kutuya ayırır. Deneylerde az ödüllü işin süresi kısalınca onu seçenlerin payı arttı.

Başka yazılar

Bütün yazılar