5 dakika
Tsundoku ne demek? Okunmamış kitap yığınının Japonca adı
Tsundoku, alınıp okunmadan yığılan kitapların Japonca adı. 1879'dan beri biliniyor, sözlükte hastalık diye geçmiyor. Kitaplı evler üstüne 31 ülkelik veri.

1879'da Tokyo Shinshi adlı bir dergide "Tsundoku Sensei" diye biri anılıyor. Japon edebiyatı uzmanı Andrew Gerstle, yazının büyük ihtimalle alaycı olduğunu ve kitabı çok olduğu hâlde okumayan bir öğretmene takıldığını düşünüyor. Tsundoku, Japoncada alınıp okunmadan yığılan kitapların adı. Belki senin komodininin yanında da böyle bir yığın büyüyordur.
Tsundoku kelimesi nereden geliyor?
Gerstle Londra Üniversitesi'nde modern öncesi Japon metinleri üzerine ders veriyor ve 2018'de kelimeyi BBC'ye parça parça anlattı. "Tsun", "yığmak" demek olan tsumu fiilinden geliyor, "doku" da okumak demek. Shogakukan'ın Daijisen sözlüğü kelimeye açıkça şaka diyor. Sözlüğün açıklamasına bakılırsa tsunde oku, yani "üst üste koyup bırakmak", şakanın çıkış noktası. Bu sözün sonuna "kitap okumak" demek olan dokusho'nun "doku"su yerleştirilmiş.
1879 kaydı, yazar Mori Senzō'nun aktarımıyla biliniyor. Gerstle, o yıl basılan kelimenin daha önce de kullanıldığını tahmin ediyor. Tarih, Japonya'da Meiji döneminin on ikinci yılına denk geliyor.
Meiji'den Shōwa döneminin başına kadar kelime katakana harfleriyle "ツンドク" diye yazıldı. Bugün Daijisen onu 積ん読, Japonca Vikipedi ise 積読 biçimiyle veriyor. İki yazımda da ilk karakter "yığmak", son karakter "okumak" anlamına geliyor. Vikipedi'deki madde 1936'da basılmış bir kitap terimleri sözlüğüne de dayanıyor. O sözlük Edo döneminde kitap okumanın üç yolunu sayıyor: sesli okumak, sessiz okumak ve yığıp bırakmak.
Tsundoku bir hastalık mı?
Kendi yığınına "tsundoku sendromu" dendiğini duymuş olabilirsin, kelime Türkçede bazen böyle anılıyor. Daijisen'in tanımında hastalığa dair tek kelime yok. Kulağa laf sokma gibi gelse de Gerstle kelimenin Japonya'da kimseyi lekelemediğini söylüyor.
BBC'nin haberi tsundokuyu, adında gerçekten "mani" geçen eski bir İngilizce kelimeyle karşılaştırıyor. Bibliomania, Thomas Frognall Dibdin'in 19. yüzyılda yazdığı ve "kitap çılgınlığını" anlattığı romanın adıydı. Oxford University Press, kelimenin anlamının bugün kitap toplamaya duyulan tutkuya kaydığını söylüyor. Haber iki kelimeyi niyetten ayırıyor. Bibliomani koleksiyon kurma niyetini anlatıyor, tsundoku ise okuma niyetini ve o niyetin kazara biriktirdiği kitapları. Hediye gelenler bir yana, bu tanımla bakınca senin yığınındaki kitapların çoğu da eve "bunu okuyacağım" diye girmiştir.
Okuma isteğinin neden sonuçsuz kaldığı ayrı bir soru. Kitabı açıp yirminci sayfada bıraktıysan, okumak isteyip okuyamamanın başka nedenleri var. Tsundoku daha erken, kapak hiç açılmadan başlıyor.
Reddit'in kitap topluluğunda insanlar kelimeyi filmlere, dizilere, hatta giysilere taşımış. Haberin aktardığı en sevilen yorumlar video oyunlarıyla ilgili. Steam mağazasında el sürülmemiş koca oyun kütüphaneleri biriktirenler var, bazıları da şakayla mağazanın indirimine "Steam Tsundoku İndirimi" denmesini önermiş. Japoncada yığılmış oyunların bile adı var, tsumi-gē.
Umberto Eco'nun otuz bin kitabı
Nassim Nicholas Taleb, 2007'de yayımlanan Siyah Kuğu kitabının birinci kısmını İtalyan yazar Umberto Eco'nun kütüphanesiyle açıyor. Taleb'in anlattığına göre Eco'nun otuz bin kitaplık kişisel kütüphanesi vardı ve Eco ziyaretçilerini ikiye ayırıyordu. Çoğu, kütüphaneyi görünce hayranlıkla kitapların kaçını okuduğunu soruyordu. Çok küçük bir azınlık ise özel bir kütüphanenin gösteriş için değil, araştırma için kurulduğunu anlıyordu.
Kapaktaki tablo, Carl Spitzweg'in 1850 dolayında yaptığı Kitap Kurdu. Merdivenin tepesindeki yaşlı adam elindeki kitabı yüzüne yaklaştırmış okurken, koltuğunun altındaki ve dizlerinin arasındaki iki kitap sırasını bekliyor.
Taleb sahneden kendi sonucunu çıkarıyor ve "okunmuş kitapların, okunmamış olanlardan çok daha az değerli" olduğunu yazıyor. İnsan yaşlandıkça hem bilgisi hem kitabı artar, raftaki okunmamış kitaplar da ona "tehditkâr bakar". Taleb'in gözünde insan ne kadar çok bilirse okunmamış kitap sırası o kadar uzar. Okunmamış kitaplardan oluşan bu koleksiyona "antikütüphane" adını veriyor.
Kitabın geri kalanı okumaktan çok bilgiyle ilgili. Taleb'in derdi, insanların bildiklerine fazla güvenip bilmediklerini hesaba katmaması. Okunmamış raf onun için bilinmeyenin elle tutulur resmi.
Taleb'in cümlesi güzel, ama ölçüme dayanmıyor. Araştırmacıların ölçebildiği şey daha kaba, evde toplam kaç kitap olduğu.
Kitaplarla dolu bir ev sonradan iz bırakıyor mu?
Joanna Sikora, Mariah Evans ve Jonathan Kelley 2019'da 31 ülkeden yetişkinlerin verisini inceledi. Veri, OECD'nin 2011 ile 2015 arasında yaptığı yetişkin becerileri araştırmasından geliyordu ve okuryazarlık analizine 25 ile 65 yaş arasında 162.955 kişi girdi.
Katılımcılara aynı soru soruldu: "On altı yaşındayken evinizde aşağı yukarı kaç kitap vardı?" Dergi, gazete ve ders kitapları sayılmıyordu. Tahmin kolaylaşsın diye soruda raf ölçüsü de veriliyordu, bir metre raf yaklaşık kırk kitap ediyordu. Soru okunmuş kitabı okunmamış olandan ayırmıyordu. Senin komodininin yanındaki yığın da o soruda aynı toplama girerdi.
Yazarlar önce ham karşılaştırmaya bakıyor, yani başka hiçbir etkeni hesaba katmadan. Neredeyse kitapsız bir evde büyüyenler okuryazarlık testinde ortalamanın yaklaşık yarım standart sapma altında kaldı. Yaklaşık 80 kitaplı evlerde büyüyenler ortalamaya geliyordu. 350 kitap civarından sonra ise raf büyüdükçe anlamlı kazanç görünmüyordu. Sayısal becerilerde de örüntü hemen hemen aynıydı.
Yazarlar aynı ilişkiyi istatistik modeliyle de hesapladı. Bunun için her cevap şıkkına orta değer verdiler, "11–25 kitap" şıkkına 18, "26–100 kitap" şıkkına 63 gibi. Modelin tahmininde kitaplık 18'den 63'e büyüyünce okuryazarlık yaklaşık 0,34 standart sapma artıyordu. Kitaplık 350'den 650'ye büyüyünce artış 0,17'de kalıyordu. Kırk beş kitaplık büyüme, üç yüz kitaplık büyümenin iki katı fark yaratıyordu.
Ana babanın eğitimi, kişinin kendi eğitimi ve mesleği hesaba katıldığında da kitap sayısı okuryazarlıkla ilişkili kalıyordu. Yazarlar bunu modelin tahminleriyle somut bir karşılaştırmaya çeviriyor. Dokuz yıl okuyup kitapla dolu bir evde büyüyenler, üniversite bitirip neredeyse kitapsız büyüyenlerle aşağı yukarı aynı okuryazarlık düzeyine ulaşıyordu.
Türkiye de bu 31 ülkenin arasında. Türkiye'deki katılımcıların on altı yaşındayken evlerinde ortalama 27 kitap vardı. Bütün ülkelerin ortalaması 115, Estonya'nınki 218, Norveç'inki 212 kitaptı. Türkiye'de katılımcıların yüzde 60'ı en alttaki şıkkı, "10 kitap ya da daha az" cevabını işaretlemişti. Tablodaki hiçbir ülkede bu oran o kadar yüksek değil, ikinci sıradaki Şili'de yüzde 46. Sayılar katılımcıların ergenlik yıllarına ait, yani kabaca 1960'ların başı ile 2000'lerin ortası arasındaki evlere. Yazarlar neyin "büyük kütüphane" sayılacağının ülkeden ülkeye çok değiştiğini de yazıyor.
Bu çalışma ilişkiyi gösteriyor, kitapların okuryazarlığı artırdığını kanıtlamıyor. Katılımcılar yıllar öncesini hatırlayarak cevap verdi ve yazarlar kitap sayısının ölçülmemiş aile farklarını da taşıyabileceğini kendileri yazıyor.
Bir metre raf, kırk kitap
Bu ölçüyü kendi evinde de kullanabilirsin. Okunmamış kitapları raftan ve komodinden indirip yan yana dizersen, diziyi uçtan uca metreyle ölçersin. Metresi kırk kitap ettiğine göre, Türkiye ortalaması olan 27 kitap yetmiş santimlik rafa sığardı. Senin okunmamış dizin yetmiş santimi geçiyorsa, o yıllarda Türkiye'deki ortalama bir evin bütün kitaplığından uzun demektir.
Deneyin öbür yarısı için kâğıt, kalem ve yığından üç kitap yeter. Her kitabın adının yanına nereden ve aşağı yukarı ne zaman aldığını, bir de alırken ne umduğunu yaz. BBC'nin tanımında tsundokuyu ayıran şey okuma niyetiydi ve bu üç satır o niyetleri kâğıda döker. Satırların yığını küçülttüğünü gösteren araştırma yok, liste hiçbir kitabı bitirme sözü de içermiyor. Yığın olduğu yerde kalabilir.
Kitapları yan yana dizdiğinde sırtı hiç kırılmamış olanlar hemen göze çarpar. Bazılarının arasından kitapçının fişi hâlâ katlı çıkar.
Kaynaklar (6)
- Gerken, T. (29 Temmuz 2018). Tsundoku: The art of buying books and never reading them. BBC News. . Andrew Gerstle'ın açıklamaları, 1879 kaydı, Mori Senzō'ya atıf, bibliomani karşılaştırması, Reddit örnekleri ve "Steam Tsundoku Sale" şakası bu haberden; çeviriler bu yazıya ait. Sınırı: bir haber metn
- "積ん読" (tsundoku). Daijisen (デジタル大辞泉), Shogakukan. . Tanım, 積ん読 yazımı ve "şaka" nitelemesi ("積んでおく意に読書の「どく」をかけたしゃれ") buradan; çeviri bu yazıya ait. Sınırı: sözlük kelimenin ne zaman ve kimin ağzından çıktığını yazmıyor
- "積読". Wikipedia (Japonca). , Weblio'daki 23 Eylül 2026 kopyasından okundu. 1879'daki derginin adı (『東京新誌』), katakana yazımı, tsumi-gē sözü ve Edo dönemindeki "üç okuma yolu" buradan. Sınırı: ansiklopedi maddesi, ikinci el; maddenin dayandığı Mori Senzō'nun Kandoku zasshō kitabı ve 1936 tarihli Shomo
- Taleb, N. N. (2007). The Black Swan: The Impact of the Highly Improbable. New York: Random House. Birinci Kısım, "Umberto Eco's Antilibrary, or How We Seek Validation". . Pasaj bu kopyanın metin dosyasından okundu; alıntıların çevirisi bu yazıya ait. Sınırı: bir deneme kitabı, ölçüm içermiyor; Eco'n
- Sikora, J., Evans, M. D. R. ve Kelley, J. (2019). Scholarly culture: How books in adolescence enhance adult literacy, numeracy and technology skills in 31 societies. Social Science Research, 77, 1-15. / . Tam metin okundu. Soru metni ve cevap şıkları, 162.955 kişi, ülke ortalamaları (Türkiye 27, ort
- Carl Spitzweg, Der Bücherwurm (Kitap Kurdu), yaklaşık 1850, tuval üzerine yağlıboya, Museum Georg Schäfer, Schweinfurt. . Sınırı: tarih ve müze bilgisi Commons kaydından; tablonun başka iki versiyonu da var
Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.
Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.
Sayı şu soruyla biter:
On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sıradaki yazı · 6 dakika
Niksen nedir? Hiçbir şey yapmadan durmak mümkün mü?
Niksen, Hollandacada hiçbir şey yapmamak demek. Boş odada on beş dakika neden zor geliyor, kolay bir uğraş zihne nasıl yer açıyor? Deneyler anlatıyor.



