6 dakika
Niksen nedir? Hiçbir şey yapmadan durmak mümkün mü?
Niksen, Hollandacada hiçbir şey yapmamak demek. Boş odada on beş dakika neden zor geliyor, kolay bir uğraş zihne nasıl yer açıyor? Deneyler anlatıyor.

On beş dakika boyunca odada yapılacak tek iş düşünmekti. Katılımcılar telefonlarını, kalemlerini ve öbür eşyalarını içeri girmeden bırakmıştı, ama isteyen bir düğmeye basıp kendine elektrik şoku verebiliyordu. Timothy Wilson ve arkadaşlarının 2014'te yayımladığı bu deneyde herkes şoku önceden tatmıştı. Aynı şoku yeniden yaşamamak için para vermeye razı olduğunu söyleyen 18 erkekten 12'si ve 24 kadından 6'sı yine de düğmeye en az bir kez bastı.
Niksen, Hollandacada "hiçbir şey yapmamak" anlamına gelen gündelik bir fiil. Hollanda'da yaşayan yazar Olga Mecking'in İngilizce yazdığı kitapta ise kelimenin anlamı biraz genişliyor. Kitaptaki bir koça göre pencereden dışarı bakmak ya da müzik dinlemek de niksen sayılır. Hiçbir şey yapmadan durmak mümkün, ama Wilson'ın deneylerine göre bu iş insanlara zor geliyor. Başka bir deneyde kolay bir işle oyalanan öğrenciler, aynı soruya döndüklerinde özgün cevaplarını sessizce oturanlardan daha çok artırdı.
Niksen kelimesi nereden geliyor?
Hollandacada niks "hiçbir şey" demek. Mecking'e göre isim olan niks ile fiil olan niksen arasında yalnız küçük bir adım var. Mecking'in Hollandaca öğretmeni Marjan Simons'ın açıklaması biraz farklı. Ona göre kelime, "hiçbir şey yapmamak" anlamındaki niks doen sözünün kısalmış hâli.
Gönüllülerin yazdığı Hollandaca sözlük WikiWoordenboek de kelimeyi kısaca niets doen, yani "hiçbir şey yapmamak" diye tanımlıyor ve gündelik dile ait sayıyor. Sözlüğün örnek cümlesi "Hij heeft de hele tijd zitten niksen." Türkçesi aşağı yukarı "Baştan sona oturup hiçbir şey yapmadı."
Mecking 2019'da New York Times'ta "The Case for Doing Nothing" ("Hiçbir şey yapmamanın savunusu") başlıklı yazıyı yayımladı, ertesi yıl da aynı konuda kitap çıkardı. Kitaptan Literary Hub sitesinde yayımlanan bölümde Carolien Hamming niksen'i "amaçsızca bir şey yapmak" diye tarif ediyor. Hamming, Hollanda'da stres ve tükenmişlik üzerine çalışan bir kuruluşta koç. Verdiği örnekler de "pencereden dışarı bakmak, ortalıkta takılmak ya da müzik dinlemek".
Kitabın yayıncısı ise tanıtım yazısında niksen'i düpedüz hiçbir şey yapmamak diye anlatıyor ve buna tek şart ekliyor: insan bunu bilerek yapmalı. Sözlüğün tanımında böyle bir şart yok, yalnız boş durmak var.
Boş odada geçen on beş dakika
Wilson ve arkadaşları makaleye ABD'deki bir zaman kullanımı anketiyle başlıyor. Ankete göre yetişkinlerin yüzde 95'i son 24 saatte televizyon izlemek, arkadaşlarla görüşmek ya da keyif için okumak gibi en az bir boş zaman etkinliği yapmıştı. Aynı sürede dinlenmeye ya da düşünmeye hiç vakit ayırmayanlar ise yüzde 83'tü.
Nedenini anlamak için 11 çalışma yaptılar. Katılımcılar eşyalarını bırakıp süssüz odaya giriyor, çalışmaya göre 6 ile 15 dakika arasında orada yalnız kalıyordu. Kuralları yerinden kalkmamak, uyanık kalmak ve vakti düşünerek geçirmekti.
İlk altı çalışmaya katılan 146 üniversite öğrencisinin yüzde 49,3'ü bu dakikalardan aldığı keyfi ölçeğin orta noktasında ya da altında işaretledi. Yüzde 89'u aklının orta düzeyde ya da daha çok dağıldığını, yüzde 57,5'i de odaklanmakta en az orta düzeyde zorlandığını söyledi. Oysa odada dikkatlerini çekecek hiçbir şey yoktu.
Deneyi evlerine götüren öğrencilerin üçte biri kuralı bozdu. Öğrenciler evde, yalnızken ve dikkat dağıtacak bir şey yokken çalışmanın internet sayfasını açacak, aynı süreyi düşünerek geçirecekti. Yüzde 32'si arada müzik dinlediğini, telefonuna baktığını ya da sandalyeden kalktığını kendisi söyledi.
Bu sıkıntı gençlere mi özgü? Bunu sınamak için bir pazar yerinde ve bir kilisede, yaşları 18 ile 77 arasında değişen insanlara da ulaştılar. Keyfin yaşla, eğitimle, gelirle ya da akıllı telefon ve sosyal medya kullanımıyla bir ilişkisi çıkmadı.
Bazı gruplara düşünmeden önce ne hakkında düşüneceklerini seçip planlama fırsatı da verdiler, ama bu yönlendirmelerin hiçbiri keyfi güvenilir biçimde artırmadı. Kitap okuyan, müzik dinleyen ya da internette gezinen katılımcılar ise o dakikalardan çok daha fazla keyif aldı.
Elektrik düğmesine basan 18 kişi
Onuncu çalışmada oturum başka türlü başladı. Katılımcılar önce güzel fotoğraflar gibi hoş, elektrik şoku gibi tatsız birkaç uyarana puan verdi. Sonra on beş dakikalık düşünme süresine geçtiler ve isterlerse düğmeye basıp şoku yeniden alabileceklerini öğrendiler.
Sayıma yalnız bu şoku yeniden yaşamamak için para vermeye razı olanlar girdi. Girişteki 12 erkek ve 6 kadın, para vermeye razı oldukları şoku yine de kendilerine verdi. Erkeklerden biri 190 kez bastı, araştırmacılar onu ortalamalara katmadı. Öteki erkekler en çok dört kez, kadınlar en çok dokuz kez bastı.
Bu sonuç 42 kişiye ve tek deneye dayanıyor. İnsanların düğmeye neden bastığını da makale ölçmüyor. Merak da can sıkıntısı da aynı sonucu doğurabilirdi.
Yazarlar yine de sonucu geniş yorumluyor. Onlara göre birçok insanın meditasyon gibi yollarla düşüncelerini denetlemeye çalışması, zihnin kendi başına kalmaktan hoşlanmamasından olabilir. Makalenin son cümlesi şöyle: "Eğitilmemiş zihin kendisiyle yalnız kalmaktan hoşlanmıyor."
Renkli rakamlarla oyalanan öğrenciler
Santa Barbara'daki California Üniversitesi'nden 145 öğrenci, Benjamin Baird ve arkadaşlarının 2012'de yayımladığı deneye katıldı. Öğrenciler önce iki gündelik eşyanın akla gelebilecek en sıra dışı kullanımlarını yazdı, her eşyaya iki dakika ayrılmıştı. Makale bu eski yaratıcılık testini tuğla örneğiyle anlatıyor. Bir tuğla kaç farklı işe yarar?
Sonra öğrencileri dört gruba ayırdılar. Üç grup on iki dakika ara verdi, dördüncü grup hiç ara vermedi. Ara veren gruplardan ikisinin ekranında bu sürede art arda rakamlar aktı. Kolay işi alanlar renkli bir rakam belirince onun tek mi çift mi olduğunu söyledi. Zor işte ekrana renkli soru işareti geliyordu ve öğrencinin ondan hemen önceki rakamı bilmesi için her rakamı akılda tutması gerekiyordu. Üçüncü grup sessizce oturdu.
Aradan sonra herkes baştaki iki eşyayı yeniden, iki yeni eşyayı da ilk kez ele aldı. Kolay işle oyalanan grup, baştaki eşyalarda özgün cevaplarını öbür üç gruptan belirgin biçimde fazla artırdı. Sessizce oturanlar, hiç ara vermeyenlerden farklı sonuç almadı. Yeni eşyalarda ise gruplar arasında fark çıkmadı.
Kolay işi yapanlar, zor işi yapanlardan daha çok dalıp gittiklerini söyledi. Arada eşyaları öbür gruplardan daha çok düşündüklerini ise söylemediler. Yazarlara göre zihni dolaşmaya bırakan basit işler, yarım kalmış bir soruya daha yaratıcı cevaplar bulmayı kolaylaştırabilir.
On beş dakikayı kim rahat geçiriyor?
Wilson'ın ilk altı çalışmasında öğrencilerin yarısından biraz fazlası keyif ölçeğinde orta noktanın üstünde puan verdi. Düğmeli deneyde de 42 kişiden 24'ü, yani kadınların dörtte üçü ve erkeklerin üçte biri, on beş dakikayı düğmeye hiç dokunmadan geçirdi.
İki çalışma aynı şeyi ölçmüyor, yine de yan yana okunabilir. Wilson'ın katılımcıları müzik dinlerken ya da kitap okurken daha az dalıp gitti ve daha çok keyif aldı. Baird'in öğrencilerinde ise zihin kolay işte daha çok dolaştı ve bu işten sonra eski sorulara daha özgün cevaplar geldi. İkisinin ortası, bu yazının tahminiyle, ellerin hafif bir işle meşgul olduğu ve aklın serbest kaldığı dakikalar. Hamming'in pencereden dışarı bakma örneği de sessiz odadan çok Baird'in kolay işine benziyor.
Dolaşan zihin her zaman hoş yerlere gitmiyor. Baird'in anketinde dalıp gitmeye verilen ilk örnek de kişisel dertlerdi. Dertler kafanda gürültüye dönüşüyorsa onları yazıya dökmenin işe yarayıp yaramadığı ayrı bir soru.
Çay demlenirken on dakika
Bir dahaki çayı koyarken telefonu başka odada bırakabilirsin. Çay demlenene kadar mutfak penceresinden dışarı bakmak denemenin tamamı. Ellerin boş kalmak zorunda değil, çünkü bardakları kurulamak ya da tezgâhı silmek de Baird'in renkli rakamları gibi aklı serbest bırakan hafif işler sayılabilir.
On dakika dolunca kâğıda iki satır yetiyor: biri aklının gittiği yerler, öbürü telefona kaç kez uzanmak istediğin. Wilson'ın odası da Baird'in ekranı da bu mutfaktan çok uzak, kâğıttaki iki satır da bir sonuç sayılmaz. Yalnız o on dakikada aklının nereye gittiğini gösterir.
Kapaktaki kadının ne yaptığını ise tablo söylemiyor. Danimarkalı ressam Vilhelm Hammershøi bu tuvali 1905'te yaptı ve adını Dinlenme koydu. Bugün Orsay Müzesi'nde asılı olan resim yalnız 49'a 46 santimetre. Kadının elleri görünmüyor, kucağında belki bir iş var, belki hiçbir şey. Sağdaki masada kenarları kıvrımlı beyaz bir tabak duruyor. Sandalyenin arkalığındaki orta tahtanın kenarları da dalgalı oyulmuş.
Kaynaklar (5)
- Wilson, T. D., Reinhard, D. A., Westgate, E. C., Gilbert, D. T., Ellerbeck, N., Hahn, C., Brown, C. L. ve Shaked, A. (2014). Just think: The challenges of the disengaged mind. Science, 345(6192), 75-77. / . Sınırı: katılımcıların çoğu ABD'de üniversite öğrencisi; laboratuvarda 6 ile 15 dakikalık tek
- Baird, B., Smallwood, J., Mrazek, M. D., Kam, J. W. Y., Franklin, M. S. ve Schooler, J. W. (2012). Inspired by distraction: Mind wandering facilitates creative incubation. Psychological Science, 23(10), 1117-1122. / . Sınırı: tek üniversiteden, yaşları 19 ile 32 arasında 145 öğrenci; tek yaratıcılık
- Mecking, O. (15 Ocak 2021). On learning to speak Dutch and the art of doing nothing. Literary Hub. . Niksen: Embracing the Dutch Art of Doing Nothing (2020) kitabından alınmış bölüm; kitabın İngiltere baskısı için . Sınırı: kitabın tamamı açılmadı, yalnız yayımlanan bölüm ve yayıncının tanıtımı ("li
- "niksen". WikiWoordenboek. . Sınırı: gönüllülerin yazdığı bir sözlük; Van Dale gibi basılı sözlükler açılmadı. Örnek cümlenin çevirisi bu yazıya ait
- Vilhelm Hammershøi, Rest (Dinlenme), 1905, tuval üzerine yağlıboya, Musée d'Orsay. . Sınırı: ölçü ve müze bilgisi Commons kaydından; modelin kim olduğu kayıtta yazmıyor
Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.
Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.
Sayı şu soruyla biter:
On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sıradaki yazı · 6 dakika
Karar veremiyorum: seçenek çoğaldıkça neden zorlaşır?
Karar verememek seçenek çoğalınca her zaman artmıyor. Reçel deneyi, onu tekrarlayamayan çalışmalar ve en iyisini aramanın bedeli.



