İçeriğe geç
ournition
Yazılar

7 dakika

Planlama yanılgısı: işler neden hep planladığından uzun sürer?

İşler planladığından uzun sürer, çünkü tahmin yaparken planına bakıp geçmişini unutursun. Tez deneyi, Kahneman'ın ders kitabı ve iki soru.

Gustave Caillebotte, Parke Yontanlar (1876). Boş bir odada iki işçi ahşap döşemeyi elle kazıyor. Biri diz çökmüş çalışıyor, öbürü yere oturmuş elindeki işe bakıyor. Kazınan şeritlerin arasında talaşlar birikmiş, soldaki pencereden gelen ışık cilalı tahtada parlıyor.
Parke Yontanlar · Gustave Caillebotte · 1876

Psikolog Daniel Kahneman 1970'lerde İsrail'de liseler için bir karar verme dersi hazırlayan ekibin başındaydı. Ekip bir yıl kadar her cuma öğleden sonra toplanmış, iki bölüm yazmış, birkaç deneme dersi yapmıştı. Bir gün Kahneman herkesten, kitabın taslağını bakanlığa ne zaman teslim edeceklerini gizlice bir kâğıda yazmasını istedi. Kahneman cevapları tahtaya yazdı. Hepsi iki yıl çevresinde toplanmıştı, en kısası bir buçuk, en uzunu iki buçuk yıldı.

İşler çoğu zaman planladığından uzun sürer, çünkü süreyi tahmin ederken önündeki işin planına bakarsın. Benzer işlerin geçmişte ne kadar sürdüğü hesaba pek girmez. Psikolojide buna planlama yanılgısı deniyor. Kahneman'ın ekibi de o gün tam bunu yapmıştı.

Seymour Fox'un yüzde kırkı

Ekipte Kudüs İbrani Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin dekanı, müfredat uzmanı Seymour Fox da vardı. Kahneman ona, sıfırdan müfredat hazırlamış başka ekipler tanıyıp tanımadığını sordu. Fox birkaçını ayrıntısıyla biliyordu. Kahneman bu ekipleri kendi ekipleriyle aynı aşamadayken düşünmesini istedi, sonra işi bitirmelerinin ne kadar sürdüğünü sordu.

Fox bir süre sustu. Kahneman'ın anlattığına göre cevabını verirken kızarmış gibiydi. Bu aşamaya gelmiş ekiplerin yaklaşık yüzde 40'ı kitabı hiç bitirememişti. Bitirenler arasında yedi yıldan kısa süreni de on yıldan uzun süreni de hatırlamıyordu.

Kahneman son bir umutla bir soru daha sordu. Kendi ekipleri o ekiplere göre nasıldı? Fox bu kez fazla düşünmedi: "Ortalamanın altındayız, ama çok değil."

İşin en tuhaf yanı, Fox'un kendi tahmininin de tahtadaki o iyimser aralığın içinde kalmasıydı. Öteki ekiplerin başına geleni biliyordu, ama Kahneman sorana kadar bunu kendi ekibinin geleceğine hiç bağlamamıştı.

Ekip birkaç dakika gönülsüzce tartıştı, sonra hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam etti. Kahneman o günü şöyle özetliyor: "Seçim önümüze gelince girişimden vazgeçmek yerine akıldan vazgeçtik." Kitap sekiz yıl sonra bitti. Kahneman o sırada İsrail'de yaşamıyordu, ekipten de çoktan ayrılmıştı. Bakanlığın hevesi sönmüştü ve kitap hiç okutulmadı. Zararına da olsa yarım bırakılamayan işleri batık maliyet yazısı ayrıca ele alıyor.

Kahneman ekibin o günkü tahminine içeriden bakış diyor. Ekip elindeki planı biliyordu. Kaç bölüm yazacaklarını ve ilk iki bölümün ne kadar sürdüğünü hesaba katmıştı. Oysa ilk yazılan bölümler ötekilerden kolaydı ve ekibin hevesi muhtemelen en yüksek noktasındaydı. Önceden kimsenin göremeyeceği şeyler de sırayla geldi. Kahneman bunları boşanmalar, hastalıklar ve bürokrasiyle yaşanan eşgüdüm krizleri diye sayıyor. Fox'un öteki ekipler hakkındaki cevabına ise dışarıdan bakış diyor, çünkü o cevap benzer işlerin başına gelenlerden çıkıyordu.

Planlama yanılgısının adı nereden geliyor?

Kanada'da çalışan üç psikolog, Roger Buehler, Dale Griffin ve Michael Ross, kavramı 1994'te öğrencilerin gerçek işleri üzerinde sınadı. Makalelerine göre adı Kahneman ile Amos Tversky 1979'da koydu. Yazarlar yanılgıyı şöyle anlatıyor: "Benzer işlerin büyük çoğunluğunun geciktiğini bildiği hâlde, insanın kendi işinin plana göre gideceğine güvenle inanma eğilimi."

Makale büyük inşaatlarla açılıyor. Montreal belediye başkanı Jean Drapeau'ya göre 1976 Olimpiyatları'nın toplam maliyeti 120 milyon dolar olacaktı. Drapeau 1969'da olimpiyat stadyumunun, o güne kadar hiçbir stadyumda yapılmamış açılır kapanır bir çatıyla örtüleceğini duyurmuştu. Çatı ancak 1989'da, olimpiyatlardan on üç yıl sonra yerine oturdu ve tek başına 120 milyon dolara mal oldu.

Yazarlara göre bu yanılgıyı incelemenin en verimli yeri ise belki de gündelik hayat. Cuma akşamı eve ağzına kadar dolu bir çantayla dönen akademisyen, hafta sonu her işi bitirmeye niyetlidir. Önceki hafta sonlarında ilk bir iki işten öteye geçemediğini de bilir. Yazarların ilginç bulduğu, insanın bu iki şeye aynı anda inanabilmesi. Bir derste yaptıkları ankette öğrenciler, önceki ödevlerinin ortalama yüzde 68'ini beklediklerinden geç bitirdiklerini söylemişti.

Tez öğrencileri teslim gününü bildi mi?

İlk çalışma Waterloo Üniversitesi'nde, bitirme tezinin son dönemindeki 37 psikoloji öğrencisiyle yapıldı. Araştırmacılar öğrencilere telefonda tezlerini ne zaman teslim edeceklerini sordu ve olabildiğince isabetli bir tahmin istedi. Öğrenciler her şey en iyi giderse ve en kötü giderse diye iki tarih daha verdi. Teslim günlerini dersin koordinatörü kaydetti.

Ortalama tahmin 33,9 gündü, teslim ise ortalama 55,5 gün sonra geldi. Tahmin ettikleri sürede bitirenler öğrencilerin yüzde 29,7'siydi. Her şeyin en kötü gideceğini varsaydıkları tarihe bile yarısından azı yetişti.

Tahminler yine de boş değildi. Daha uzun süre tahmin eden öğrenciler gerçekten de daha geç bitiriyordu. Sıralama büyük ölçüde tutuyordu, yalnız bütün tahminler aynı yöne, erkene kayıyordu.

Yapılacaklar listesi neden bir haftada bitmiyor?

İkinci çalışmada 104 öğrenci, önümüzdeki hafta bitirmeyi düşündüğü iki işi yazdı. İşlerden biri okulla ilgiliydi, öbürü değildi. Okul dışı işlerin arasında bisikleti tamir etmek, evi temizlemek, bir arkadaşa mektup yazmak vardı, yani sıradan bir yapılacaklar listesinin maddeleri.

Bir hafta sonra öğrenciler döndüğünde işlerin neredeyse yarısı hâlâ bitmemişti. Biten okul işleri için tahmin ortalama 5,8 gündü, iş ortalama 10,7 günde bitmişti. Okul dışı işlerde bu sayılar 5,0 ve 9,2 gündü. Öğrenciler tahminlerinin tutacağından okul işlerinde ortalama yüzde 74,1, öbür işlerde yüzde 69,9 emin olduklarını söylemişti.

Öğrencilerin bir kısmına, tahminlerin sonradan gerçekle karşılaştırılacağı baştan söylenmişti. Onların tahminleri de ötekilerden daha az iyimser çıkmadı.

Son teslim günü olan 62 ödevde başka bir şey göze çarptı. Bu öğrencilerin yüzde 80,6'sı son güne yetişti, ama tahmin ettikleri günde bitirenler yüzde 38,7'de kaldı. Bitirme günleri son teslim günüyle güçlü bir ilişki gösteriyordu. Öğrencilerin tahminleriyle son gün arasındaki ilişki ise zayıftı.

Süre tahmin edilirken akıldan neler geçiyor?

Üçüncü çalışmada 78 öğrenci, iki hafta içinde bitireceği bir ödev için tahmin yaptı. Bunu yaparken akıllarından geçen her şeyi sesli söylediler, masadaki teyp de kaydetti. Tipik bir cümle şöyleydi: "Salı başlarım, yapabildiğim kadarını yapar, kalanını çarşamba bitiririm."

Araştırmacılar söylenenleri türlerine ayırdı. Her öğrencinin sözlerinde planın payı ortalama yüzde 71'di, işi aksatabilecek engellerin payı yüzde 3. Geçmişteki benzer ödevler sözlerin ortalama yalnız yüzde 7'sini oluşturuyordu.

Aynı öğrenciler sonra kendi tahminlerini tutturamadıkları bir ödevi anlattı, bir arkadaşlarının tutturamadığı bir ödevi de. Cevapları puanlayan dört asistana göre, kendi gecikmeleri için buldukları sebepler arkadaşlarınınkinden daha geçici ve daha çok o işe özgüydü.

Makaledeki akademisyen de böyle düşünür. Geçen hafta sonlarını, ziyarete gelen eşinin ailesine bağlar. Bu hafta sonu kimse gelmeyecektir, demek ki bu kez her iş bitecektir.

Geçmişi hatırlamak tahmini neden düzeltmedi?

Dördüncü çalışmada 123 öğrenciye yaklaşık bir saat süren bir bilgisayar ödevi verildi. Son gün kimine bir hafta, kimine iki hafta sonraydı. Bilgisayar, ödevin bittiği anı öğrencilere söylemeden kaydediyordu.

Öğrencilerin hepsine bir noktada benzer ödevleri son günden kaç gün önce bitirdikleri soruldu. Ortalama cevap 1,3 gündü. Üç grubu ayıran, bu sorunun ne zaman geldiğiydi. İlk grup soruyu tahminden sonra cevapladı. İkinci grup benzer ödevlerini tahminden hemen önce hatırladı. Üçüncü grup bunu hatırladıktan sonra iki soruya daha cevap verdi. Bu ödevi de her zamanki gibi son günden o kadar önce bitirse hangi gün bitirirdi? Geçmişine bakarak, onu o güne götürecek inandırıcı bir senaryo ne olurdu?

İkinci grubun tahminleri ilk gruptan farklı çıkmadı. Bu öğrenciler son güne kaldıklarını kâğıda yazdıktan hemen sonra yine iyimser tahmin yaptı. Üçüncü grup ise ortalama yedi gün dedi ve ödevi ortalama yedi günde bitirdi. Tahmin ettikleri sürede bitirenler bu grupta yüzde 60'tı. Bu oran ilk grupta yüzde 29,3, ikinci grupta yüzde 38,1 idi.

Sonucun daha az parlak bir yanı da var. Üçüncü grubun tahminleri tek tek daha isabetli olmadı. Kimi uzun, kimi kısa tahmin etti ve hatalar ortalamada birbirini götürdü. Üç grubun bitirme süreleri arasında da fark çıkmadı. Yazarların deyişiyle sorular tahmini etkiledi, ödevin ne zaman bittiğini etkilemedi.

Son çalışmada tahmini başkaları yaptı. Yeni bir grup öğrenci, ilk gruptaki öğrencilerin ödevi ne zaman bitireceğini tahmin etti. Ödevin sahipleri ortalama 5,5 gün demişti, iş ortalama 6,8 günde bitti. Onlar adına tahmin yapanlar ise 8,5 gün dedi ve geç tarafa yanıldı.

Yapılacaklar listesi yaparken sorulacak iki soru

Üçüncü gruba sorulan iki soru bir yapılacaklar listesinde de sorulabilir. Listeden bu hafta bitireceğinden en emin olduğun işi seç ve yanına kendi tahminini yaz. Altına, benzer bir işin geçen sefer kaç gün sürdüğünü hatırladığın kadarıyla ekle.

Üçüncü satır biraz daha zahmetli. İş o eski süre kadar uzasa araya ne girmiş olurdu? İki üç cümlelik bir senaryo yeter, son tahmini en alta yazmak kalır. Hepsi on dakikayı geçmez. Öğrencilerin ödevi bir saatlik bir bilgisayar alıştırmasıydı, makale bu soruları ev işinde ya da iş yerindeki bir raporda denemedi. İş bitince yanına gerçek günü de yazarsan, birkaç hafta içinde kendi geçmişine dair birkaç sayın olur.

Buehler ve arkadaşları iyimser tahmine büsbütün karşı da değil. Onlara göre dördüncü çalışmadaki öğrencilerin, son güne yetiştikleri sürece iyimserlikten kaybedecekleri pek bir şey olmayabilirdi. Tezini aylarca geç teslim eden biri ise iş fırsatı kaçırabilirdi. Makalenin sonunda bir ihtimal de anıyorlar. İyimser bir tahmin, insanı söylediği güne yetiştirmese bile, başka türlü bitireceğinden daha erken bitirmeye itebilir.

Tez öğrencilerinden biri baştan elli beş gün deseydi, tezini yine elli beş günde mi teslim ederdi?

Kaynaklar (3)

Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.

Örnek sayı: Boş bir duvara bakarak yürüyenler

Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.

Sayı şu soruyla biter:

On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sayının tamamını oku

Ücretsiz ve reklamsız. Her e-postanın altında ayrılma bağlantısı var.

Aleksey Savrasov, Köy Yolu (1873). Yağmurdan sonra çamurlaşmış toprak bir yolda su birikintileri gökyüzünün ışığını yansıtıyor; yolun ilerisinde sıra sıra ağaçlar, üstte altın renkli bulutlarla dolu geniş bir gökyüzü var.

Sıradaki yazı · 6 dakika

Motivasyonum yok: beklemeden başlamak mümkün mü?

Motivasyonu beklemeden de başlayabilirsin. Güzel hayaller enerjiyi düşürebiliyor, işi küçültmek ise ilk adımı kolaylaştırıyor.

Başka yazılar

Bütün yazılar