6 dakika
Odaklanamıyorum, ne yapmalıyım? Dikkat nereye kaçıyor?
Odaklanamıyorsan dikkat masadaki telefona ya da yarım bıraktığın işe kaçıyor olabilir. Telefonu başka odada bırakan öğrenciler ve tekrar deneyleri.

Telefon klavyenin sağında, ekranı masaya dönük ve sesi kapalı. Bilgisayarda bitirmen gereken rapor açık, bir sekme ötede de yarısında bıraktığın bir e-posta var. Telefona elini sürmedin, e-postaya da dönmedin. Rapordaki aynı paragrafı yine de üçüncü kez okuyorsun.
Odaklanamıyorsan dikkatinin bir kısmı, bakmadığın hâlde bu iki şeyde kalıyor olabilir. Adrian Ward ve arkadaşlarının 2017'de yayımladığı deneylerde, telefonunu başka bir odada bırakan öğrenciler telefonu masada duranlardan daha iyi sonuç aldı. Sophie Leroy'nin 2009'daki deneylerinde de yarım bırakılan iş, sonraki işe geçenlerin aklında asılı kaldı. Önceki işten en kolay kopanlar, onu süre baskısı altında bitirenlerdi. Yalnızca bitirmek bunu sağlamadı. İki çalışmadan çıkan en ucuz deneme, telefonu iş boyunca başka odaya bırakmak ve önceki işi kısa bir süre sınırıyla bitirmek. Telefon bulgusu ise Kanada'daki birebir tekrarda çıkmadı.
Kapaktaki resim Léon Spilliaert'in Baş Dönmesi. Spilliaert onu 1908'de kâğıda Çin mürekkebi ve renkli kalemle çizdi. Siyahlar giymiş kadın, döne döne inen beyaz merdivenin kenarına çömelmiş ve ayaklarından biri alttaki basamağa sarkıyor. Saçı arkasında duman gibi uzanırken başını merdivenden çevirip resmin dışına bakıyor. Ressam adını ve "08"i sol alt köşeye, kadının çok altına yazmış.
Masada, cepte ya da başka odada
Ward'ın ilk deneyinde öğrencilerin bir kısmı eşyalarını lobide bıraktı, ama telefonlarını "sonraki bir çalışmada kullanılmak üzere" içeri aldı. Odada telefonu masada gösterilen yere, ekranı aşağı bakacak biçimde koydular. Deneye 548 üniversite öğrencisi katılmıştı. Telefonu olmayanlar, yönergeye uymayanlar ve hesap sorularında çok hata yapanlar ayıklanınca geriye 520 kişi kaldı.
Masa, kurayla belirlenen üç yerden yalnız biriydi. İkinci gruptakiler her şeylerini içeri getirip telefonu nerede taşıyorlarsa orada tuttu, yaklaşık yarısı cebinde, yarısı çantasında. Üçüncü grubun telefonu öbür eşyalarla birlikte lobide kaldı. Herkesten zili de titreşimi de kapatması istenmişti.
Sonra iki görev geldi. İlkinde öğrenci art arda basit hesap işlemleri çözüyor, bunu yaparken de arada ekrana gelen harfleri sırasıyla aklında tutmaya çalışıyordu. İkincisinde Raven testinden alınmış on soruda eksik bir desene uyan parçayı seçti. İki görevin puanı da insanın o anda ne kadar dikkat ayırabildiğine göre değişiyor.
Telefonu başka odada kalan öğrenciler, telefonu masada duranlardan daha iyi sonuç aldı. Cepte ya da çantada taşıyanlar arada kaldı ve iki gruptan da belirgin biçimde ayrılmadı. Puanlar yine de masadan cebe, cepten başka odaya doğru düzenli biçimde yükseldi.
Ward'ın ekibi deneyden önce küçük bir ön çalışma yapmıştı. Oradaki katılımcıların yüzde 67,5'i telefonunu genellikle yakında ve göz önünde tuttuğunu söylemişti. Deneyde en düşük puan, telefonun tam böyle yakında ve göz önünde durduğu masa grubundan geldi.
Öğrencilerin çoğu telefonun yerini önemsiz buldu
Görevler bitince öğrenciler bir anket doldurdu ve görevler sırasında telefonlarını ne sıklıkla düşündüklerini söyledi. Üç grupta da en sık verilen cevap "hiç"ti ve gruplar bu soruda birbirinden ayrılmadı. Öğrencilerin yüzde 75,9'una göre telefonun yeri başarılarını hiç etkilemedi. Puanlar ise telefonun yerine göre değişmişti.
Ward ve arkadaşları bu boşluğa iki açıklama getiriyor. İlkine göre insanın kendi telefonu, akla gelmese bile dikkati kendine çeker. Telefona bakmamak küçük bir çaba istiyor ve o çaba, işe ayrılacak dikkatten kesiliyor. Öbür açıklamada dikkat telefonu insan farkında olmadan arka planda gözlüyor, gelecek bir işarete karşı tetikte bekliyor.
Yazarlar verilerinin bu iki açıklamayı birbirinden ayıramadığını kendileri yazıyor. Deneyde ne bu çaba ne de dikkatin arka planda telefonu gözlemesi ölçüldü, ölçülen yalnız görevlerdeki puanlardı. Rapordaki paragrafı üçüncü kez okurken de telefon aklına gelmiyor olabilir, en azından gelmediğini düşünürsün.
Kapalı telefon da masadaydı
İkinci deneyde masadaki telefonun ekranı yukarı bakıyordu. Telefonun yeri yine kurayla belirlendi ve analize 275 öğrenci girdi. Odaya girmeden önce çekilen ikinci bir kurayla öğrencilerin bir kısmı telefonunu yalnız sessize alırken ötekiler tamamen kapattı. Kapatmak sonucu değiştirmedi. Harf ve hesap görevinde puan, telefon masadayken düşük, başka odadayken yüksekti.
Bu deneyin öbür görevinde öğrenci, ekranda belli bir işaret çıkınca hemen tuşa basıyor, başka bir işaret çıkınca elini çekiyordu. Görev, dikkatin bir işin üstünde ne kadar kesintisiz kalabildiğini ölçüyordu ve telefonun yeri burada fark yaratmadı. Ward ve arkadaşlarına göre öğrenciler işten kopmamıştı, yalnız akıllarında aynı anda daha az şey tutabiliyorlardı.
Öğrenciler keşif amacıyla eklenmiş 13 maddelik bir ankete de cevap vermişti. Maddelerden biri şöyleydi: "Cep telefonum olmadan sıradan bir günü zor geçiririm." Alarm da, otobüs kartı da, işe girerken istenen kod da aynı telefondaysa bu maddeye hayır demek zor. Telefona en çok dayananlarda telefonun yeri puanı belirgin biçimde değiştirdi. En az dayananlarda ise belirgin bir fark çıkmadı.
Aynı deney Kanada'da tekrarlandı
Ana Ruiz Pardo ve John Paul Minda, Ward'ın ikinci deneyini Kanada'daki Western Üniversitesinde aynı görevlerle yeniden kurdu. Yöntemlerini ve analiz planlarını deneyden önce herkese açık bir siteye kaydettiler. Analize giren 383 öğrenci altı gruba dağıldı. Telefon masaya konuyor, cepte ya da çantada kalıyor veya oda dışına bırakılıyordu. Her yerde bir grubun telefonu açık, ötekinin kapalıydı. Öbür görevde ekranda yeşil dikdörtgen çıkınca tuşa basılıyor, mavi çıkınca el çekiliyordu.
Telefonun yeri ne harf ve hesap görevinde ne de dikdörtgen görevinde puanı değiştirdi. Telefona dayanma anketiyle puan arasındaki ilişki de bu kez görülmedi. Ruiz Pardo ve Minda'nın aktardığı, 2020'de yayımlanan iki çalışma da birbirini tutmuyor. Biri benzer bir etki buldu, öbürü genel bir etki bulamadı. Masadaki telefonun dikkatten bir şey götürüp götürmediği konusunda eldeki çalışmalar anlaşmıyor.
Telefonu başka odaya bırakmak ise Ward'ın deneylerinde de Kanada'daki tekrarda da puanı düşürmedi. Ward ve arkadaşları, telefondan ayrılmanın kaygıyı artırdığını bulan çalışmaları da anıyor. O deneylerde insanlar telefonlarından beklemedikleri bir anda ayrılmış ya da çalan telefonu açamadan dinlemek zorunda kalmıştı. Ward'ın laboratuvarında ise ayrılık önceden biliniyordu ve kimse cevap veremeyeceği bir bildirimle ya da çağrıyla karşılaşmadı.
Yarım kalan e-posta sonraki işe de geliyor
Sophie Leroy dikkatin kaçtığı başka bir yere baktı. İnsan bir işten öbürüne geçtiğinde dikkatinin bir kısmı önceki işte kalıyor ve Leroy buna "dikkat kalıntısı" diyor. Leroy'nin deneylerinde bitmemiş bir işten sonrakine geçenler, dikkatlerini ilk işten kolay çekemedi ve ikinci işte daha kötü sonuç aldı.
İlk deneyde öğrenciler önce bir kelime görevine oturdu, ardından iş adaylarının özgeçmişlerini değerlendirdi. Deneye 84 üniversite öğrencisi katıldı. Kelime görevinin bir sürümü bitirilebiliyordu, öbürü bitirilemiyordu. Öğrencilerin yarısına, başkalarının bu görevi eldeki beş dakikada pek bitiremediği söylendi. Süre baskısı bu tek cümleyle kuruldu.
İki görevin arasında öğrenciler ekranda beliren harf dizilerinin gerçek kelime olup olmadığına karar verdi. Bazı kelimeler ilk görevden geliyordu ve onları hızlı tanımak, dikkatin hâlâ orada olduğuna işaret sayıldı. İşi süre baskısı altında bitirenlerde bu kalıntı en zayıftı. İkinci deneye 78 öğrenci katıldı. Burada da işi süre baskısıyla bitirenler özgeçmiş değerlendirmesinde en iyi sonucu aldı ve hem işi bitirmeyenleri hem de baskı olmadan bitirenleri geride bıraktı.
Acelenin insanı dağıttığı düşünülür, bu deneylerde ise acele biten işi geride bırakmaya yardım etti. Leroy'nin açıklamasına göre süre baskısıyla biten iş, insana işin gerçekten kapandığı duygusunu veriyor. O gruptakiler, ilk işi tamamen bitirdiklerinden en çok emin olanlardı.
Toplantıdan beş dakika önce yarısına kadar yazılıp bırakılan e-posta, bu deneylere benzeyen gündelik bir durum. Toplantı boyunca o e-postanın son cümlesi aklının bir köşesinde açık kalabilir. Dikkat burada rastgele dolaşmıyor, yarım kalan cümleye takılıyor. Zihnin kendi kendine dolaşması kafa doluluğunu anlatan yazının konusu.
Kapının öbür yanındaki telefon
Bu denemenin tek malzemesi bir kapı. Telefon sıradaki işin başından sonuna kadar başka bir odada kalıyor, Ward'ın deneyindeki lobi gibi. Cep ve çanta sayılmıyor, çünkü deneyde onlar arada kalmıştı.
Önceki iş de açık kalmıyor. Bitmesine az kalmışsa saati on dakika sonrasına kurman yeter. Leroy'nin öğrencilerinde baskıyı tek bir cümle kurmuştu, burada onun yerini saat tutuyor. On dakikada bitmeyecek işin yanına ise nerede kaldığını tek satırla yazmak yetiyor. Bu satırın dikkati serbest bırakıp bırakmadığını iki çalışmadan hiçbiri sınamadı, satır yalnız ertesi gün aynı yeri aramaktan kurtarıyor. İş bitince telefon geri geliyor ve bildirimler, birikmiş hâlde, ekranda bekliyor.
Dikkatin aylardır hemen her işte dağılıyor ve gündelik hayatını zorluyorsa, bunu bir uzmanla konuşmanın zamanı gelmiş olabilir.
Kaynaklar (4)
- Ward, A. F., Duke, K., Gneezy, A. ve Bos, M. W. (2017). Brain drain: The mere presence of one's own smartphone reduces available cognitive capacity. Journal of the Association for Consumer Research, 2(2), 140-154. / . Ana metin tamamen okundu; görevlerin ayrıntısını veren çevrimiçi ek açılamadı. Ön
- Ruiz Pardo, A. C. ve Minda, J. P. (2022). Reexamining the "brain drain" effect: A replication of Ward et al. (2017). Acta Psychologica, 230, 103717. / . Yayımlanan makalenin özeti ve ön baskının tam metni okundu; 383 kişilik örneklem, altı koşul, yeşil ve mavi dikdörtgen, anket ilişkisinin tekrarlan
- Leroy, S. (2009). Why is it so hard to do my work? Organizational Behavior and Human Decision Processes, 109(2), 168-181. / . Tam metin açılamadı; bulgunun ana hattı özetten. Katılımcı sayıları (84 ve 78), kelime ve özgeçmiş görevleri, beş dakikalık süre ve baskı cümlesi, harf dizisi ölçüsü ve "kapa
- Léon Spilliaert, Vertigo (Baş Dönmesi), 1908, kâğıt üzerine Çin mürekkebi, fırçayla lavi ve renkli kalem, 64 × 48 cm, Mu.ZEE, Ostende. . Sınırı: teknik, ölçü ve müze bilgisi Commons kaydından
Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.
Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.
Sayı şu soruyla biter:
On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sıradaki yazı · 5 dakika
Başladığım işi bitiremiyorum: orta kısım neden zor geliyor?
Başladığın işi bitiremiyorsan takıldığın yer ortası olabilir. Kahve kartı, kelime oyunu ve yolun yarısında düşen hevesi anlatan deneyler.



