6 dakika
Evim çok dağınık, ne yapabilirim? Toplamaya nereden başlamalı?
Ev çok dağınıkken işe her sabah gördüğün tek bir yüzeyden başlamak yeter. Dağınıklığı ertelenmiş kararlara bağlayan araştırmalar ve Einstein'ın masası.

Bütün evi bir günde toplamaya kalkışmak çoğu zaman işi büyütür. Başlamak için en iyi yer, sabah ilk gördüğün yüzeydir: mutfak tezgâhı ya da kapının yanındaki sehpa. O yüzeyi toplamak, üstündeki her eşya için tek bir karar vermektir. On dakika buna çoğu kez yeter. Sonra bırakabilirsin. Ev yarın da orada olacak.
Dağınıklık yavaş birikir. "Bunu sonra yerine koyarım" dediğin her eşya, verilmemiş kararıyla birlikte bir köşede bekler. Psikologlar da dağınıklığı ertelemeyle ve karar vermekte zorlanmakla yan yana buluyor. Einstein'ın ünlü masası bu konuda sık anılır, ama ona yakıştırılan söz Einstein'ın değil.
Dağınıklık ertelenmiş kararlardan birikiyor
Dağınık evde eşyaların çoğu bir "sonra"yı bekler. Kapının dibindeki kargo kutusu atılmayı bekliyordur. Hediye gelen ve hiç sevmediğin vazonun neyi beklediğini ise kimse bilmez.
Psikologlar Joseph Ferrari ile Catherine Roster bu bağı yaşları farklı üç grupta inceledi. İlk grupta yaş ortalaması 21 olan üniversite öğrencileri, ikincisinde internetten ulaşılan ve ortalama 31 yaşında genç yetişkinler vardı. Üçüncü gruba, ortalama 54 yaşındaki yetişkinlere, dağınıklıkla uğraşanlara yardım eden bir kuruluş aracılığıyla ulaştılar.
2017'de çevrimiçi yayımlanan çalışmada işleri erteleme eğilimi dağınıklık sorunlarıyla bağlantılı çıktı ve bu bağ öğrencilerde en zayıfken en yaşlı grupta en güçlüydü. Karar vermekte zorlanmak ise öğrencilerde değil, yalnız iki yetişkin grubunda dağınıklıkla birlikte görüldü. En yaşlılarda dağınıklık sorunları, hayattan duyulan memnuniyetin düşüklüğüyle de bağlantılıydı.
Bunlar anket verileri ve yalnız iki şeyin birlikte görüldüğünü söylüyor. Ertelemenin mi dağınıklığı doğurduğu, yoksa dağınıklığın mı ertelemeyi büyüttüğü bu verilerden çıkmaz. Makalenin "Delaying disposing", yani "elden çıkarmayı ertelemek" diye çevrilebilecek başlığı yine de konuyu iyi yakalamış.
Aynı iki araştırmacı 2020'de zinciri iş yerinde izlemeye çalıştı. ABD'de 290 ofis çalışanıyla yapılan internet anketinde yoğun ve hızlı tempoda çalışanlar kendini daha tükenmiş hissediyordu. Tükenmiş hissedenler kararlarını daha çok erteliyor, kararlarını erteleyenlerin masası da daha dağınık oluyordu. Bu da bir anket, ama zincirin ucunda bazen yorgunluğun olabileceğini düşündürüyor.
Ertelemenin kendisi ayrı bir konu. İnsanların neden ertelediğini anlatan yazı ona daha yakından bakıyor.
Dağınık ev insanı yorar mı?
Darby Saxbe ile Rena Repetti bu soruya alışılmadık bir yoldan yaklaştı. Hem kendisi hem eşi çalışan 60 kişiden evlerini gezdirip anlatmalarını istediler, sonra bu anlatımlardaki kelimeleri bilgisayar programına saydırdılar.
Program bir yanda evi "dağınık" ve "yarım kalmış" gösteren kelimelere, öbür yanda dinlendirici ve doğaya ilişkin kelimelere baktı. Sonra üç iş günü boyunca katılımcıların ruh hâlini ve stres hormonu kortizolü izlediler.
Evini daha çok dağınık ve yarım kalmış diye anlatan kadınlarda kortizol gün boyunca daha az düştü, ruh hâlleri de gün ilerledikçe daha çok çöktü. Araştırmacılara göre kortizolün bu seyri sağlık açısından olumsuz sonuçlarla ilişkili. Evini dinlendirici kelimelerle anlatan kadınlarda tablo tersineydi.
Çalışma küçük, ABD'de ikisi de çalışan çiftlerden yalnız 60 kişiyle yapıldı ve ölçülen şey evin gerçekte ne kadar dağınık olduğu değil, nasıl anlatıldığıydı. Belki dağınıklık stres yaratıyordu. Belki de zaten stresli olanlar evlerine daha sert gözle bakıyordu.
Roster, Ferrari ve Jurkat 2016'da benzer soruyu, çoğu kadın ve yaş ortancası 54 olan, dağınıklık sorunu yaşayan yaklaşık 1.400 yetişkine sordu. Üniversitenin duyurusuna göre eşyalar evi bastırdıkça insanların evine bağlılık hissi zayıflıyor, iyi oluşları da bundan etkileniyordu. Ferrari'nin kendi ölçüsü sade. Eşya hayatı aksatmaya ve ilişkilerin önüne geçmeye başladıysa sorun vardır.
Einstein'ın masası ve ona ait olmayan söz
18 Nisan 1955 sabahı LIFE dergisinin fotoğrafçısı Ralph Morse, Albert Einstein'ın öldüğü haberini alınca arabasına atlayıp Princeton'a gitti. Binanın görevlisine bir şişe viski verip İleri Araştırmalar Enstitüsü'ndeki odaya girdi. O gün içeri girebilen tek gazeteci oydu.
Morse'un o gün çektiği fotoğraf sonradan ünlendi. Masada defterlerle dergiler üst üste yığılmış, aralarında pipo ve tütün kutusu var, arkadaki kara tahtayı da denklemler doldurmuş.
İnternette bu fotoğrafın yanına çoğu zaman şu söz eklenir: "Dağınık bir masa dağınık bir zihnin işaretiyse, boş bir masa neyin işaretidir?" Alıntıların kaynağını araştıran Quote Investigator sitesine göre Einstein'ın bunu söylediğine dair sağlam kanıt yok. Söz ona ilk kez 2006'da, ölümünden yarım yüzyıl sonra, The New York Times'ta yakıştırılmış.
Fikrin kendisi daha eski ve başta tam tersini söylüyordu. "Düzensiz bir masa, düzensiz bir beynin ve düzensiz bir karakterin kanıtıdır" cümlesi 1911'de bir dergide çıkmış. Önce dağınık masayı suçlayan söz, yüz yıl içinde taraf değiştirip boş masayla alay eder olmuş.
Dağınık masa yaratıcılığı artırır mı?
Einstein'ın masasını savunan bir deney de var. Kathleen Vohs ile iki arkadaşı 2013'te katılımcıları ya düzenli ya da dağınık odaya aldı. Düzenli odadakiler daha sağlıklı atıştırmalık seçti ve bağışa daha çok para verdi, dağınık odadakiler ise yaratıcılık görevinde daha yaratıcı fikirler üretti.
Gazetelerin en sevdiği bu son bulgu oldu. 2019'da Manzi ile dört arkadaşı benzer düzenekle ve daha çok katılımcıyla deneyi yeniden yaptığında, dağınık masada çalışanlar daha yaratıcı çıkmadı. Dikkat ve kontrol ölçen görevlerde de iki grup arasında fark bulunmadı.
Yazarlara göre dağınıklıkla düşünme arasındaki bağ şimdilik belirsiz ve basındaki iddiaları taşımıyor. Dağınıklığı yaratıcılıkla savunmak için bugün sağlam kanıt yok, düzeni erdem diye övmek için de. Masayı toplayıp toplamamak sana kalıyor.
Evi toplamaya nereden başlamalı?
Buradan sonraki önerileri bir araştırma sınamadı, hepsi yukarıdaki bulgulardan çıkıyor. Dağınıklık ertelenmiş kararlardan birikiyorsa, toplamak da eşya taşımaktan çok karar vermektir. Kararlar yorduğu için işe tek yüzeyle başlamak daha akıllıca. En iyisi her sabah gördüğün yer. O yüzey toparlanınca gün dağınık bir manzarayla açılmaz.
Yüzeydeki eşyaları tek tek eline alıp hepsine aynı soruyu sorabilirsin: "Bunun yeri neresi?" Yeri belli olan eşya yerine gider, yeri olmayan ya atılır ya da birine verilir.
Karar veremediğin eşyalar tek bir kutuya, karar kutusuna gider. Bu kutu kaçamak gibi görünebilir, ama evin her köşesine dağılmış kararsızlığı bir yere toplar. Üstüne bir ay sonrasının tarihini yazarsan, o gün kutuyu açıp içindekilere bir kez daha bakabilirsin. O gün de karar veremediğin eşyayı büyük ihtimalle hiç kullanmayacaksın.
Yüzeyi yeniden dolduran eşyalar
Topladığın yüzey çoğu zaman birkaç gün içinde yeniden dolar. Anahtarla şarj kablosu her akşam aynı köşeye bırakılır, çünkü evde başka yerleri yoktur ve yeri olmayan eşya en yakın boş yüzeye gider.
Her gün kullanılan böyle eşyalar için yüzeyin hemen yakınında küçük ve sabit bir yer açmak işin çoğunu çözer. Anahtar kapının yanındaki kâseye, kablo tezgâhın köşesindeki tepsiye gidebilir. Yeri olan eşyayı bırakırken yeniden karar vermen gerekmez.
Kâğıtlar ayrı bir dert, çünkü her biri ayrı iş ister; biri ödenecek faturadır, öbürü cevap bekleyen mektup. Gelen kâğıtları tek yerde toplayıp haftada bir bakarsan, yüzey bu işlerin bekleme salonu olmaktan çıkar.
Evde başkalarıyla yaşıyorsan ortak yüzeyleri tek başına toplamak çabuk yorar. Kendi eşyalarınla başlamak daha kolay. Başkalarının eşyası onların odasına ya da kendi karar kutularına gider. O eşyalar için karar sahiplerine düşer.
Akşamları yatmadan önce yalnız seçtiğin yüzeye bakıp gün içinde oraya bırakılanları yerine götürmek birkaç dakikalık iş.
Bu akşam on dakika
Deneme için zamanlayıcı ve tek yüzey yeter. Zamanlayıcı on dakikaya kurulur. Süre dolunca, yüzey yarım kalmış olsa bile, iş orada biter.
Durmak denemenin asıl parçası. Süre dolduğunda elinde bir ölçü kalır, karar vermenin sende ne kadar sürdüğü. Belki tezgâhın yarısı açılır, belki ilk kâğıt yığınında takılırsın.
Takıldığın eşyalara sonradan bakınca çoğunun aynı türden karar istediğini görebilirsin. Biri boşa gitmiş bir harcamayı kabullenmeyi ister, öbürü bir hatıradan ayrılmayı.
Yarın sabah su ısınırken tezgâhın bir köşesi boş olacak. Akşam o boşluğa ilk bırakılan şey büyük ihtimalle yine anahtar olur.
Eşyalardan ayrılmak sana derin bir acı veriyorsa ve ev yaşanmaz hâle geliyorsa, bu toplamakla çözülecek bir iş olmayabilir. O zaman bir uzmanla konuşmak iyi gelir.
Kaynaklar (8)
- Ferrari, J. R. ve Roster, C. A. (2018). Delaying disposing: Examining the relationship between procrastination and clutter across generations. Current Psychology, 37, 426-431 (çevrimiçi 18 Eylül 2017). . Makale başlığının çevirisi bu yazıya ait
- Roster, C. A. ve Ferrari, J. R. (2020). Does work stress lead to office clutter, and how? Mediating influences of emotional exhaustion and indecision. Environment and Behavior, 52(9), 923-944
- Saxbe, D. E. ve Repetti, R. (2010). No place like home: Home tours correlate with daily patterns of mood and cortisol. Personality and Social Psychology Bulletin, 36(1), 71-81
- Roster, C. A., Ferrari, J. R. ve Jurkat, M. P. (2016). The dark side of home: Assessing possession 'clutter' on subjective well-being. Journal of Environmental Psychology, 46, 32-41. / (örneklem ve bulgu bu duyurudan; makalenin tam metni açılamadı)
- Ronk, L. (2014, 12 Şubat). Genius in the details: Revisiting an iconic photo of Albert Einstein's office. TIME / LIFE
- Quote Investigator (2017, 2 Eylül). Quote origin: If a cluttered desk is a sign of a cluttered mind, we can't help wondering what an empty desk indicates
- Vohs, K. D., Redden, J. P. ve Rahinel, R. (2013). Physical order produces healthy choices, generosity, and conventionality, whereas disorder produces creativity. Psychological Science, 24(9), 1860-1867
- Manzi, A., Durmysheva, Y., Pinegar, S. K., Rogers, A. ve Ramos, J. (2019). Workspace disorder does not influence creativity and executive functions. Frontiers in Psychology, 9, 2662
Bu yazı uzundu. İlk Satır iki dakikada biter.
Boş bir duvara bakarak yürüyen insanlar, oturanlardan daha çok fikir buldu.
Sayı şu soruyla biter:
On dakika yürüdükten sonra, takıldığın bir iş için kaç yeni yol aklına geliyor?

Sıradaki yazı · 7 dakika
Zeigarnik etkisi nedir? Yarım kalan iş neden aklından çıkmaz?
Berlin'de bir garson, hesap ödenene kadar masada kimin ne yediğini ezbere biliyormuş. Hesap ödenince hiçbirini hatırlamamış. Bluma Zeigarnik bu gözlemi laboratuvarda sınadı. Sonraki deneyler etkiyi pek tekrarlayamadı, ama insanların yarım bıraktıkları işe fırsat bulunca geri döndüğünü defalarca gösterdi.



